Birinci Sınıf Annelerine Mektup…

Sevgili anne,

Sana bu kısa mektubu yazıyorum çünkü içindeki telaşı fark ediyorum. Ya da içinde telaş olan anneler için yazıyorum bu yazımı.

Çocuğunun ilk rahmine düştüğünü hissettiğin anı düşün önünde kocamannnn 9 aylık süreci. Yol, ilk başta hep uzundur. Ta ki ilk adımı atana kadar. O zaman korkuların, karnındaki ilk tekmecikleri hissedince sönüvermedi mi? İlk kalp atışlarını duyduğunda dünyanın en güzel ritmini duymuş gibi olmadın mı? Doğumun bir o kadar acısına rağmen kucağına aldığında içinki o sıcaklık hâlâ içinde değil mi?

İşte ben de diyorum ki, ilk başta zor görünecekk ilk yıl. Nasıl okuma yazma öğrenilecek, bu Matematik nasıl olacak, çocuğum nasıl kitap sevecek diye bir sürü soru işareti var aklında biliyorum. Ama korkma. Sürecin tadını çıkar. Çocuğunun okuma yazma öğrenimine, öğretmenine hayran oluşuna, arkadaşlarıyla kavgasına, silgi kaybedişlerine şahit olacaksın. Yapamıyorum dediğimde sadece yapıyorsun de, olmadığında bile harika oldu de, ilk harf birleştirmelerinde sanki sana ilk “anne” dediğindeki sevincini göster, arkadaşlık ilişkilerinde onunla sakın oynama yerine belki senin için başka arkadaşlar da vardır sınıfında diye yönlendir, öğretmeni ile iş birliği içinde ol. Unutma, öğretmenler çocuklarınızın açığını aramıyorlar. Size bir konu ile geliyorlarsa bu çocuğunuzun iyiliği içindir. Her şeyi okulda öğretmen halledemez, aile işin içine girmelidir ki güzel bir birliktelik çıksın ortaya.
Ve bu satırları sonuna kadar okuyan güzel anne, çocuğuna değer vermeseydin, bana değer vermeseydin buraya kadar gelmiş olmazdın. Seni, anneliğinden severim kadın.

Kocaman sevgiler.