Çocuk Yaşına İnmek

“Evde kalınca daha da bi fark ettim. Bizim çocuk, çok çocuk. Dil filan çıkarıyor kardeşine. Kardeşinden daha da küçük gibi davranıyor. Küsüyor, sürekli ağlıyor,şımarıklık yapıyor. Hele öğretmenini dinlemek nerdeee? Sanırsın ki 3 yaşında.”

Çocuk zaten çocuktur ki. Çocuk gibi davranmıyor. Aslında tam da olması gerektiği gibi davranıyor. Evde kalınca deniliyor bakın, tıpkı yetişkinler gibi bunalmaları çok doğal değil mi? Sıkılmaları, ağlamaları, nazlanmaları. Bir nevi kendi duygularını dışa atıyorlar aslında.

Kendimizi düşünelim, hiç olmayacak çok küçük şeylere üzülmedik mi bu dönemde? Duygularımız içine sığmadı yeri geldiğinde. Hepimiz kendimizi balkonlara atmadık mı? Evdeki çiçeklere koşup bi dokunup sulamadık mı? Doğanın evcil hâllerinde enerjimizi atmaya çalıştık mı? Yeri geldi çiçeklerle konuştuk. İsimler verdik onlara.

Yetişkinler gibi çocukların da duygu değişiklikleri gayetttt doğal. Canları o gün kitap okumak istemiyor mu, bırakın okumasın. Ödev mi yapmak istemedi bırakın yapmasın. Tabi bunu sürekli sürekli alışkanlık hâline getirmekten bahsetmiyorum asla. Ancak demek istediğim şu ki çocuklar da arkadaşsız, öğretmensiz, oyunsuz, paylaşımsız, teneffüssüz, konuşmasız, şarkısız kaldılar. Bence anlaşılmayı hak ediyorlar.

O zaman hadi gelsin yastık savaşları, balkonda sulu oyunlar, banyoda sulu şakalar, leğende kağıttan gemi yüzdürmeleri hatta gemi yarışları.