Kimse Beni Anlamıyor

Ne de güzeldi arabamızla misafirliğe gittiğimiz günler. Camdan gökyüzündeki kuşları izlerdim. Yol boyunca sıra sıra hızlıca geçen ağaçları sayma oyunu oynardım.

Misafirlikteki oyunlar oynadığım kuzenlerim… Hele sokaktaki arkadaşlarım! Hepsini çok özledimmmm!

Neyse ki Alilerin evi tam bizim evin karşısında, camdan cama bakabiliyoruz ancak. O da odasının tülünü açıyor, ben de. Böylelikle sanki beraber oynuyor-muş gibi yapıyoruz. Annelerimizden aynı zamanda meyve istiyoruz, beraber paylaşıyor-muş gibi yapmak için. Sahi, paylaşmak uzaktan da oluyor mu? Oluyormuş.

İkimiz de üzülüyoruz Ali ile. Akşamları telefondan görüntülü konuşurken söylüyoruz birbirimize bunları. Geçenlerde bizim evin durumunu anlattım Ali’ye. Annemle oyuncaklarımı toplamadığım için olan tartışmamızı, babamla derslerimi yapmadığım için bozuşmamızı, ablamın kitaplarını okuduğum için elimden hızlıca çekip bana kızmasını…

Sürekli söyleniyorlar. Yemeğini ye, dersini yap, ablana sataşma ve dahası… İyi de neden “KİMSE BENİ ANLAMIYOR ?”

Çocuğum ben! Daha 6 yaşındayım! Sürekli oturup duramam ki.
Resim yaparken halıya boyayı taşırmışım. Tabiki ellerimi o kadar iyi kontrol edemem.
Öğretmenimi öyle bilgisayardan, telefondan da uzun süre dinleyemem. Tahtaya çıkmıyoruz ki hiç evde. Defterime güzel kalemleriyle resimler de çizemiyor evde olunca. Teneffüsler evde tek başına geçiyor. Teneffüslerde Ali ile sessiz sinema oynuyoruz bu aralar da vakit birazcık geçiyor. Ödevlerimi yapacakmışım, babam öyle diyor, iyi de uzaktan iyi anlamadığım konuyu nasıl yapayım. Yapınca da konunun işte böyle uzağından oluyor. Görmeliyim ben, duymalıyım, yapmalıyım, şarkısını söylemeliyim! Böyle olmuyor…

Bizimkiler haber dinlerken duydum, az kaldı diyorlar bu virüsün gitmesi için. Ben de hem virüsün geçmesini, hem de bizimkilerin beni anlamasını bekliyorum işte böyle…